Silikon Vadisi’ndeki rakip şirketler, insanlığı değiştirebilecek veya potansiyel olarak yok edebilecek bir hedefe ulaşmak için trilyonlarca dolar harcıyor.
Silikon Vadisi’nden geçen, sabah 8:49 treninde masalar; dizüstü bilgisayarlarına gömülmüş, kulaklıklarını takmış, kod yazan gençlerle dolu.
Kuzey Kaliforniya’nın tepelerinden geçerken, patronların talimatları ekranlarda beliriyor: Bu hatayı düzelt; yeni betik ekle. Manzaranın keyfini çıkaracak zaman yok. Bu yolcular, yapay genel zekâya (yapay zekâ sistemlerinin yüksek nitelikli insanlar kadar veya onlardan daha yetenekli hale gelmesine) ulaşmayı amaçlayan küresel yarışın piyadeleri gibiler.
San Francisco Körfez Bölgesi’nde, dünyanın en büyük şirketlerinden bazıları bir tür avantaj elde etmek için rekabet ediyor. Ve dolayısıyla Çin ile de rekabet halindeler.

Dünyayı yeniden şekillendirebilecek bir teknolojinin kontrolünü ele geçirme yarışı, ABD’nin en güçlü kapitalistlerinin trilyonlarca dolarlık yatırımlarıyla hız kazanıyor.
Bilgisayar bilimciler Google DeepMind için Mountain View’da, Stanford Üniversitesi’nin yetenek fabrikası için Palo Alto’da ve Mark Zuckerberg’in “süper zekâ” tasarlamak ve geliştirmek üzere yapay zekâ uzmanlarını transfer etmek için kişi başına 200 milyon dolarlık ücret paketleri sunduğu Meta için Menlo Park’ta iniyorlar.

Gülümseyen patronu Jensen Huang’ın serveti 160 milyar dolar olan yapay zekâ çip üreticisi Nvidia için Santa Clara’da iniyorlar. İşçiler, çokça öngörülen yapay zekâ balonu patlamadığı sürece yarım trilyon dolar değer biçilen OpenAI ve Antropik yapay zekâ girişimleri için San Francisco’ya akıyorlar.
Her hafta önemli yeni bir yapay zekâ gelişiminin yayınlanmasıyla birlikte, atılımlar hızlanarak devam ediyor.
Anthropic’in kurucu ortağı Dario Amodei, 2026 veya 2027 yılına kadar yapay genel zekâya ulaşılabileceğini öngörüyor. OpenAI’nin CEO’su Sam Altman, ilerlemenin o kadar hızlı olduğunu düşünüyor ki yakında kendisinin yerine patron olarak geçebilecek bir yapay zekâ geliştirebileceğini düşünüyor.
Google DeepMind’ın üst düzey yöneticisi Madhavi Sewak, yakın zamanda yaptığı bir konuşmada “Herkes sürekli çalışıyor” dedi. “Son derece yoğun. Herhangi bir doğal durdurma noktası yok gibi görünüyor ve herkes gerçekten yıpranmaya başladı. Şu anda çok zengin olan insanlar bile… tek yaptıkları şey çalışmak. Kimsenin yaşam tarzında bir değişiklik görmüyorum. Kimse tatile çıkmıyor. İnsanların arkadaşlarına, hobilerine, sevdikleri insanlara ayıracağı zamanı yok.”
Bunlar, yapay genel zekâyı şekillendirmek, kontrol etmek ve ondan kâr elde etmek için yarışan şirketler. Amodei’nin “veri merkezindeki dahiler ülkesi” olarak tanımladığı şey. Teorik olarak milyonlarca beyaz yakalı işi ortadan kaldırabilecek ve biyolojik silahlar ve siber güvenlik alanında ciddi riskler oluşturabilecek bir teknolojiye doğru koşturuyorlar.
Veya bolluk, sağlık ve zenginlik dolu yeni bir çağı başlatabilir. Kimse emin değil ama yakında öğreneceğiz. Şu an için belirsizlik San Francisco Körfez Bölgesi hem heyecanlandırıyor hem de korkutuyor.
Tüm bunlar, geçen yıl iki katından fazla artan ve tehlikeli bir balon oluşacağına dair söylentilere yol açan, Silikon Vadisi’ndeki risk sermayedarlarının devasa yeni yatırımlarıyla destekleniyor. Wall Street aracı kurumu Citigroup, Eylül ayında, on yılın sonuna kadar yapay zekâ veri merkezlerine yapılacak harcamalarla ilgili tahminini 2,8 trilyon dolara yükseltti. Bu rakam, Kanada, İtalya veya Brezilya’nın yıllık ekonomik çıktılarının toplamından daha fazla.
Ancak tüm bu para ve iyimserliğin ortasında, bu heyecana kapılmayan farklı sesler de var. The AI Con adlı muhalif kitabın yazarlarından Alex Hanna’nın dediği gibi: “Saçmalık dağının zirvesine her ulaştığımızda, daha kötüsünün geleceğini fark ediyoruz.”

“Çığlıkçılar”ın kaba kuvveti
“İşte burada yapay zekâ hayat buluyor” diye bağırdı Chris Sharp.
Caltrain banliyö hattının güney ucundaki Santa Clara’da, penceresiz bir endüstriyel hangarın içinde, siyah çelik kafesler içindeki milyonlarca dolarlık mikroişlemciler jet motorları gibi gürültüyle çalışıyordu.
120 desibellik gürültü, Digital Realty’nin teknoloji direktörünün “çığlıkçıları” göstermesini duymayı neredeyse imkansız hale getirdi.
Bu sesleri duymak, yapay zekâ teknolojisinin gelişiminde kullanılan kaba kuvveti beyninizde hissetmek gibi. Beş dakika maruz kalmak, kulaklarda saatlerce çınlamaya neden oldu. Bu sesi çıkaran, yapay zekâ şirketlerine kiralanan hassas süper bilgisayarları soğutmak için kullanılan hava soğutucular. Bu bilgisayarlar, şirketlerin modellerini eğitmek ve her gün brownie pişirmekten ölümcül askeri insansız hava araçlarını hedeflemeye kadar milyarlarca istemi yanıtlamak için kullanılıyor.
Civarda Amazon, Google, Çinli şirket Alibaba, Meta ve Microsoft tarafından işletilen daha fazla yapay zekâ veri merkezi bulunuyordu. Santa Clara, yapay zekâ devriminin lojistik sorumlusu Nvidia’nın da merkezidir. Pazar lideri teknolojisinin satışıyla 2020’den bu yana değerini 30 kat artıran şirketin değeri 4,3 trilyon dolara ulaşmış durumda. Daha da büyük veri merkezleri sadece ABD’de değil, Çin, Hindistan ve Avrupa’da da inşa ediliyor. Bir sonraki hedef, veri merkezlerini uzaya fırlatmak.

Meta, Manhattan’ın büyük bir bölümünü kaplayacak büyüklükte bir tesis inşa ediyor. Google’nin Hindistan’da 6 milyar dolarlık bir merkez kurmayı planladığı ve Londra’nın kuzeyinde bir yapay zekâ veri merkezine 1 milyar sterlin yatırım yaptığı bildiriliyor. Essex’te planlanan nispeten mütevazı bir Google yapay zekâ fabrikasının bile haftada 500 kısa mesafeli uçuşa eşdeğer karbon ayak izi bırakması bekleniyor.
Yerel bir gaz yakıtlı elektrik santrali tarafından çalıştırılan, Santa Clara’daki Digital Realty veri merkezindeki bir odadaki devre yığınları, 60 evin tükettiği kadar enerji tüketiyordu. Uzun beyaz bir koridor, arka arkaya dizilmiş “çığlıkçılar”ın odalarına açılıyor ve uzayıp gidiyordu.
Bazen nöbetçi mühendisler, teknoloji şirketlerinin talebinin düştüğü zamanlarda gürültünün daha sabit bir hırıltıya dönüştüğünü fark ediyorlar. Çığlıkların yeniden başlaması uzun sürmüyor.

“Hep gaza köklenip frene basılmazsa sonuç korkunç olur.”
Trenle Santa Clara’dan kuzeye doğru üç durak sonraki Mountain View’a gittiğinizde gürültü azalır. Çığlıkçıklara bel bağlayan bilgisayar bilimcileri daha huzurlu ortamlarda çalışıyorlar.
Hışırdayan çam ağaçlarının arasında yer alan geniş bir kampüste bulunan Google DeepMind’ın ABD genel merkezi, laboratuvardan çok sirk çadırına benziyor. Personel, Google’ın yapay zekâsı ile çalışan sürücüsüz Waymo taksilerle süzülerek ilerliyor. Başkaları ise Google markalı sarı, kırmızı, mavi ve yeşil bisikletlerle pedal çeviriyor.

Google DeepMind, rekabetin yeni boyutlara ulaştığı bir müsabakada birincilik için yarışan öncü ABD’li yapay zekâ şirketleri arasında yer alıyor.
Bu yıl yirmili yaşlarındaki yapay zekâ uzmanlarının yıldız sporcular gibi maaşlar aldığı ve Elon Musk’ın xAI’si, Zuckerberg’in süper zekâ projesi ve Çin’deki DeepSeek gibi yeni ve şamatacı rakiplerin ortaya çıktığı bir yıl oldu.
Yapay genel zekânın iki ucu keskin vaadine ilişkin açık görüşlülük de artmıştır; bu durum, yapay zekâ şirketlerinin aynı anda hem hızlandığı hem de yavaşladığı izlenimini yaratabilir. Örneğin, Google DeepMind’ın en parlak 30 beyni bu bahar, yapay genel zekânın “insanlığa önemli ölçüde zarar verecek kadar ciddi olay” riski taşıdığını yazdı.
Eylül ayına gelindiğinde şirket ayrıca “makul olarak ciddi ölçekte ek zararlar yaratması beklenen … inanç ve davranışları sistematik ve önemli ölçüde değiştirmek için kötüye kullanılabilecek, güçlü manipülatif yeteneklere sahip yapay zekâ modellerini nasıl ele alacağını” da açıklıyordu.
Bu tür ciddi uyarılar, genel merkezin iç mekanındaki neşeli, kabarık turuncu kanepeler, Fatboy armut koltuklar ve Coral Cove ve Archipelago gibi isimlerle anılan renk kodlarıyla yapılan çalışma alanları arasında uyumsuzluk yaratıyor.

Guardian ile konuşmak için çalışmasına 30 dakika ara veren Google DeepMind’ın politika, hukuk, güvenlik ve yönetişimden sorumlu başkan yardımcısı Tom Lue “işimin en ilginç ama aynı zamanda en zorlu yanı, gerçekten cesur olmak, hızlı hareket etmek, muazzam bir hız ve yenilikçilik sergilemekle, aynı zamanda bunu sorumlu, güvenli ve etik bir şekilde yapmak arasında nasıl bir denge kuracağımızı bulmak” dedi.
Donald Trump’ın Beyaz Saray yönetimi yapay zekâ düzenlemelerine hoşgörülü bir yaklaşım sergiliyor ve ABD veya Birleşik Krallık’ta kapsamlı bir ulusal mevzuat bulunmuyor. Yapay zekânın babası olarak bilinen bilgisayar bilimcisi Yoshua Bengio, bu yaz bir Ted Talk konuşmasında şöyle demişti: “Bir sandviç, yapay zekâdan daha fazla düzenlemeye tabidir.”
Bu nedenle rakipler yapay zekânın yapmasına izin verileceklerin sınırlarını belirleme sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu fark etmiş durumdalar.
Lue, “Bizim hesabımız, [diğer] şirketlerin ne yaptığını takip etmekten çok, nasıl lider konumda olacağımızı ve bu teknolojinin nasıl geliştirileceğini ve toplum genelinde normların nasıl belirlendiğini etkileme gücüne sahip olacağımızı sağlamak üzerine odaklanıyor” dedi. “Bunu belirlemek için güçlü ve lider konumunda olmalısınız.”
Kimin yapay genel zekâsının hakim olacağı sorusu çok uzak bir soru değil. Obama yönetiminin eski avukatı Lue ve onun patronu, Nobel ödüllü DeepMind’ın kurucu ortağı Demis Hassabis gibi insanlar mı olacak? Musk’ın mı yoksa Zuckerberg’in mi olacak? Altman’ın mı, yoksa Anthropic’ten Amodei’n mi? Yoksa Beyaz Saray’ın korktuğu gibi, Çin’in mi olacak?
“Eğer bu sadece bir yarışsa ve herkes gazı kökleyip frene basmıyorsa, yani temelde aşağı çeken bir yarışsa, bu toplum için korkunç bir sonuçtur” diyen Lue, yarışanlar ve hükümetler arasında koordineli bir eylem için baskı yapıyor.
Ancak katı devlet düzenlemeleri de çözüm olmayabilir. Google DeepMind’ın sorumlulukla ilgili başkan yardımcısı Helen King, “yapay zekânın dünyaya olumlu bir şekilde sunulmasına yardımcı olacak düzenlemeleri destekliyoruz” dedi. “Zor olan kısım, her zaman, iyi adamları yavaşlatmayacak ve kötü adamlara boşluklar bırakmayacak şekilde nasıl düzenleme yapacağınızdır.”
“Entrika” ve sabotaj
Öncü yapay zekâ şirketleri, yapay genel zekâya gittikçe yaklaşan daha güçlü sistemler geliştirirken ateşle oynadıklarını biliyorlar.
Yakın bir zamanda OpenAI’ya ChatGPT’nin teşvikiyle intihar eden 16 yaşındaki bir gencin ailesi dava açtı. Kasım ayında ise, şirketin ChatGPT’yi uygun testler yapmadan aceleyle güncellediği ve bazı durumlarda bu güncellemenin “intihar koçu” görevi gördüğü iddiasıyla yedi dava daha açıldı.

OpenAI bu durumu “yürek parçalayıcı” olarak nitelendirdi ve önlem aldığını açıkladı.
Şirket ayrıca modellerin yanıltıcı bilgiler verebileceğini nasıl tespit ettiğini de açıkladı. Bu tamamlanmamış bir görevi tamamlamış gibi davranmak kadar basit bir şey de olabilir. Ancak OpenAI’da korkulan şey, gelecekte yapay zekâların “aniden ‘bir düğmeye basarak’ önemli ölçüde zararlı entrikalar yapmaya başlayabileceği”dir. Tehlikeye karşı hazırlık yaptığını ve yapay zekâya daha karmaşık ve uzun vadeli görevler verildiğinde “zararlı komploların olasılığının artacağı, bu nedenle güvenlik önlemlerimizin ve test etme kabiliyetimizin de buna uygun olarak gelişmesi gerektiği” belirtildi.
Anthropic, Kasım ayında, bilgisayar programlamayı otomatikleştirmek için en iyi sistem olarak kabul edilen Claude Code AI’nın, Çin devleti tarafından desteklenen bir grup tarafından “büyük ölçekte insan müdahalesi olmadan gerçekleştirilen ilk belgelenmiş siber saldırı vakasında” kullanıldığını açıkladı.
Bu kimilerini ürpertti. “Uyanın artık” dedi bir ABD senatörü X’te. “Bu bizi yok edecek, hem de düşündüğümüzden daha çabuk.” Buna karşılık, Meta’nın baş yapay zekâ bilimcisi olarak 12 yıl görev yaptıktan sonra istifa etmek üzere olan Prof. Yann LeCun, Anthropic’in rakiplerini engelleyebilecek düzenlemeleri teşvik etmek için “herkesi korkuttuğunu” söyledi.
Diğer son teknoloji modellerin testlerinde, insanların bunları durdurabilmesini sağlamak için tasarlanan programlamayı bazen sabote ettikleri ortaya çıktı. Bu, “kapatma direnci” olarak adlandırılan endişe verici bir özellik.
Ancak 2025’in ilk yarısında yapay zekâ alanına haftada yaklaşık 2 milyar dolarlık yeni risk sermayesi yatırımı akarken, kâr elde etme baskısı hızla artacaktır. Teknoloji şirketleri, ciddi toplumsal sorunlara neden olan sosyal medya platformlarında insanların dikkatini paraya çevirerek servet kazanabileceklerini fark ettiler. Yapay genel zekâ çağında kârın maksimize edilmesinin çok daha büyük olumsuz sonuçlara yol açabileceğinden korkuluyor.

“Şu anda vazgeçmek gerçekten çok zor.”
Tren üç durak kuzeydeki Caltrain Palo Alto istasyonuna uğultuyla girer. Stanford Üniversitesi’nin görkemli kampüsüne kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Burada Silikon Vadisi’nin milyarderlerinin bağışları, genç yapay zekâ yeteneklerinin Google DeepMind, Anthropic, OpenAI ve Meta’nın araştırma bölümlerine hızlı bir şekilde akışını kolaylaştırmaktadır.
Seçkin Stanford mezunları, Körfez Bölgesi teknoloji şirketlerinde hızla yükseliyorlar, yani 20’li yaşlarındaki veya 30’lu yaşlarının başındaki insanlar, yapay genel zekâ yarışında genellikle önemli konumlarda yer alıyorlar. Stanford Üniversitesi’nin geçmiş mezunları arasında Open AI’nın başkanı Altman, Bret Taylor ve Google’ın CEO’su Sundar Pichai bulunmaktadır. Stanford’un daha yeni mezunları arasında, henüz 26 yaşında olmasına rağmen OpenAI’nin araştırma liderlerinden biri olan Isa Fulford da bulunuyor. ChatGPT’nin insanlar adına eylemlerde bulunma yeteneği, yani “etmensel” yapay zekâ1çn. Etmensel (Agentic) yapay zekâ (veya yapay zekâ etmenleri) insan müdahalesi olmadan karmaşık görevleri yerine getirebilen, hedefler belirleyebilen, kendi kendine öğrenebilen ve çevresine uyum sağlayarak otonom kararlar alabilen yapay zekâ türüdür. üzerinde çalışıyor.

Guardian’a “İnsanın bizzat yaşadığı şeyleri haberlerde okuması tuhaf anlardan biridir.” dedi.
Londra’da büyüyen Fulford, Stanford’da bilgisayar bilimi okudu ve kısa sürede OpenAI’ye katıldı. Şu anda yapay genel zekâ yarışının en önemli yönlerinden biri olan, hedeflerine yönelebilen, öğrenebilen ve uyum sağlayabilen modellerin oluşturulması çalışmalarının merkezinde yer alıyor.
O, giderek daha özerk hale gelen bu yapay zekâ etmenleri için karar sınırlarını belirlemeye çalışıyor. Böylece siber veya biyolojik riskleri tetikleyebilecek görevleri yerine getirmeleri istendiğinde nasıl tepki vereceklerini bilsinler ve istenmeyen sonuçlardan kaçınsınlar isteniyor. Bu büyük bir sorumluluk, ama o yılmıyor.
“Gerçekten de zamanın çok özel bir anı gibi geliyor” dedi. “Bu konu üzerine çalışmaktan dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum.”
Böyle gençler nadir değiller. Bir durak kuzeyde, Meta’nın Menlo Park kampüsünde, Zuckerberg’in “süper zeka” çabalarının başını çeken kişi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden (MIT) terk 28 yaşındaki Alexandr Wang. Baş güvenlik araştırmacılarından biri 31 yaşında. OpenAI’nin ChatGPT’sinin başkan yardımcısı Nick Turley 30 yaşında.
Silikon Vadisi her zaman gençlerle çalışmıştır ve eğer deneyim gerekliyse bu deneyim yapay zekâ şirketlerinin en üst kademelerinde daha fazla bulunabilir. Ancak OpenAI, Anthropic, Google DeepMind, X ve Meta’nın üst düzey yöneticilerinin çoğu, ortanca yaşı 57 olan ABD’nin en büyük halka açık şirketlerinin CEO’larından çok daha genç.
Eski Obama kampanya görevlisi ve TechEquity kampanya organizasyonunun yöneticisi Catherine Bracy, “Hayat tecrübelerinin çok az olması, muhtemelen dar görüşlü ve bence yıkıcı olan düşünce yapılarının çoğuna zemin hazırlıyor” dedi.
Kısa süre önce büyük bir yapay zekâ şirketinde işe başlayan kıdemli bir araştırmacı ise şunları ekledi: “[Genç çalışanlar] doğru olduğunu düşündükleri şeyi yapmak için ellerinden geleni yapıyorlar, ancak yöneticilerle karşı karşıya gelip onlara meydan okumak zorunda kalırlarsa, kurumsal politika konusunda daha az deneyimli oldukları için zorlanıyorlar.”
Bir başka faktör ise, eskiden üniversite laboratuvarlarında yıllarını geçiren en zeki yapay zekâ araştırmacılarının, yapay genel zekâ peşinde koşan özel şirketler tarafından her zamankinden daha hızlı bir şekilde kapılmasıdır. Bu beyin göçü, gücü, kâr odaklı sahiplerin ve onların risk sermayesi destekçilerinin elinde yoğunlaştırıyor.
73 yaşındaki John Etchemendy, Stanford Üniversitesi’nin eski rektörü ve şu anda Stanford İnsan Odaklı Yapay Zekâ Enstitüsü’nün eş direktörüdür. Etchemendy, kamu ve özel sektör arasında giderek artan bir yetenek uçurumu olduğu konusunda uyarıyor.
“Bu teknoloji çok maliyetli olduğu için dengesizdir” dedi. “Başlangıçta, yapay zekâ üzerinde çalışan şirketler kullandıkları teknikler konusunda çok açıktı. Yayın yapıyorlardı ve bu yarı akademik bir çalışmaydı. Ancak daha sonra [şirketler] sert önlemler almaya başladılar ve “Hayır, biz … altta yatan teknoloji … hakkında konuşmak istemiyoruz, çünkü bu teknoloji bizim için çok önemli, özel mülkiyetimiz” dediler.
Ünlü bir filozof ve mantıkbilimci olan Etchemendy, 1980’lerde Japon tüketici elektroniği ürünlerinin kullanım kılavuzlarını çevirmek için yapay zekâ üzerine çalışmaya başladı.
Stanford kampüsündeki Gates bilgisayar bilimi binasındaki ofisinden, artık hükümetlere bağımsız akademik araştırma tesislerine yatırım yaparak büyük yapay zekâ şirketlerine karşı bir denge unsuru oluşturmaları çağrısında bulunuyor. Bu, Fransa-İsviçre sınırında bulunan, devlet tarafından finanse edilen yüksek enerji fiziği kuruluşu Cern ile benzer bir işleve sahip olacaktır. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de benzer bir çağrıda bulundu ve savunucular, bunun teknolojiyi güvenilir, kamu yararını gözeten sonuçlara yönlendirebileceğine inanıyor.
Etchemendy, “Bunlar, şimdiye kadar görülmüş en büyük verimlilik artışını sağlayacak teknolojiler” dedi. “Bu faydaların Elon Musk’a yaramasından ziyade, toplumun geneline yayıldığından emin olmanız gerekir.”
Ancak bu tür bir yapı, yapay genel zekâya ulaşma yarışındaki o büyük coşku ve hırsın çok uzağında kalıyor.
Bir akşam, lüks bir İtalyan restoranında burrata salatası ve pinot karası eşliğinde, yirmili yaşlarındaki bir grup yapay zekâ girişimcisi, risk sermayedarı ev sahibi tarafından yarışın durumu hakkında “kışkırtıcı yorumlarını” yapmaya teşvik edildi.
Onlar, yapay zekâyı gerçek dünyada para kazanma fikirlerine uygulamak için çabalayan, hızla büyüyen bir girişimci topluluğunun parçasıydılar ve yapay genel zekânın toplumsal etkilerinin kontrol edilebilmesi için geliştirmeye herhangi bir engel konulmasına hiç destekleri yoktu. Biri “Biz Silikon Vadisi’nde böyle yapmayız” dedi. Bir diğeri ise “Buradaki herkes dursa bile süreç işlemeye devam eder” diye ekledi. “Artık bu işin dışında kalmak gerçekten çok zor.”
Bazen, şaşırtıcı açıklamalar yapıyorlardı. Kuruculardan biri, sosyal medyada özerk bir şekilde var olacak yapay zekâ karakterleri üretecek olan yeni kurulan şirketlerini 1 milyar dolardan fazla bir fiyata satmayı planladıklarını açıkça söyledi.
Bir başkası ise “Ahlak en iyi, bir makine öğrenmesi sorunu olarak düşünülebilir.” dedi. Yanındaki yapay zekânın 10 yıl içinde tüm kanserlerin tedavi edilebileceği anlamına geldiğinisöyledi.
Bu girişimciler topluluğu giderek gençleşiyor. San Francisco’daki girişim kuluçka merkezi Y Combinator tarafından finanse edilenlerin 2022’de 30 olan ortanca yaşın şimdi 24’e düştüğü yakın zamanda duyuruldu.
Belki de on yıllarca olmasa da yıllarca daha yaşlı olan risk sermayedarları teknolojinin dünyayı nasıl etkileyeceği konusunda sorumluluk almalıdır? Yine hayır. “Risk sermayedarlarının yatırım hedeflerini takip etmekten daha fazla sorumlulukları olduğunu söylemek, ataerkil bir bakış açısıdır” dediler.
Agresif, zeki ve abartılmış. Yapay zekâ canlanmasını yönlendiren genç yetenekler her şeyi ve hemen istiyorlar.

“Manhattan Projesi’ni izleyen bilim insanları gibi”
San Francisco’nun 4. Sokak durağında Caltrain’den indiğinizde, Mission Creek’i geçip ilk trilyon dolarlık yapay zekâ şirketi olma yolunda ilerleyen OpenAI’nin genel merkezine varırsınız.
2.000 kişilik personelin bir kısmı işe gelirken, resepsiyon alanında yüksek enerjili elektronik dans müziği çalmaktadır. Rahat sandalyeler, yastıklar ve deve tabanlarının olduğu bu mekanın mimarı, Altman’ın ifadesiyle, “kurumsal bir bilim kurgu kalesi” yerine rahat bir kır evinin atmosferini yansıtmak üzere görevlendirildi.

Fakat bu durum, yapay genel zekâya ulaşma yarışının aciliyetini gizliyor. Üst katlarda mühendisler, ses yalıtımlı bölmelerinde canla başla çalışıyor. Kahve barı siparişlerle dolup taşıyor ve gerçekten bitkin düşenler için uyku kabinleri hazır bekliyor.
Buradaki çalışanlar, bugün para kazandırabilecek yapay zekâ ürünlerini piyasaya sürmek için rakipleriyle gün be gün bir yarış içindeler. Bir üst düzey yönetici, “çok, çok rekabetçi” olduğunu söyledi. Geçtiğimiz hafta OpenAI, ChatGPT üzerinden “anında ödeme” alışverişini yayınladı, Anthropic tamamen yeni yazılımlar oluşturmak için 30 saat boyunca otonom olarak kod yazabilen bir yapay zekâ yayınladı ve Meta, kullanıcıların sosyal medya akışlarını yapay zekâ tarafından oluşturulan videolarla doldurmalarına olanak tanıyan Vibes adlı bir araç yayınladı. OpenAI ise buna kendi versiyonu olan Sora ile yanıt verdi.
OpenAI’dan güvenlik endişeleri nedeniyle ayrılan birkaç kişi tarafından kurulan rakip yapay zekâ şirketi Anthropic’in CEO’su Amodei, yapay zekânın tüm giriş seviyesi beyaz yakalı işlerin yarısını ortadan kaldırabileceğini öngörüyor. Teknoloji yapay genel zekâya ne kadar yaklaşırsa, dünyayı yeniden şekillendirme potansiyeli o kadar artar ve sonuçlar o kadar belirsiz hâle gelir. Tüm bunlar liderler üzerinde baskı yaratıyor gibi görünüyor. Bu yaz verdiği bir röportajda Altman, yapay zekâ üzerinde çalışan birçok kişinin kendini 1945’te Manhattan Projesi’nin atom bombası testlerini izleyen bilim insanları gibi hissettiğini söyledi.

ChatGPT’den Turley, “Çoğu standart ürün geliştirme işinde, ne yaptığınızı tam olarak bilirsiniz” dedi. “Ürünün nasıl davranacağını bilirsin. Bu işte ilk defa dışarı çıkıp insanlarla konuşarak teknolojinin gerçekte neler yapabileceğini anlamak zorunda olduğum bir alanda çalışıyorum. Pratikte yararlı mı? Yetersiz mi? Eğlenceli mi? Uygulamada zararlı mı?”
Altman ve Musk 2015 yılında OpenAI’yi kurduğunda henüz lisans öğrencisi olan Turley, “bu üzerinde çalışmak için çok derin bir konu” olduğu için hafta sonlarını dinlenmeye ve düşünmeye ayırmaya çalışıyor. OpenAI’ye katıldığında, yapay genel zekâ “çok soyut, efsanevi bir kavramdı, benim için neredeyse bir slogan gibiydi” dedi. Şimdi yaklaşıyor.

OpenAI’nin ticari direktörü Giancarlo Lionetti ise “Risklerin çok yüksek olduğu ve geliştirmekte olduğumuz teknolojinin sıradan bir yazılım olmadığı konusunda ortak bir sorumluluk duygusu var” diye ekledi.
OpenAI’yı gerçeklerle yüzleştiren olay Ağustos ayında ChatGPT ile aylarca süren konuşmaların ardından intihar eden 16 yaşındaki Kaliforniyalı Adam Raine’in ailesi tarafından dava açılması oldu. OpenAI, bu trajik yapay zekâ uyumsuzluğu vakasının tekrarlanmasını önlemek adına teknolojisini değiştirmek için dört koldan çalışıyor. Sohbet robotu, gence intihar yöntemi konusunda pratik tavsiyeler vermenin yanında veda notu yazmasına yardım etmeyi de teklif etti.
Sık sık yapay zekâ araştırmacılarının yapay genel zekâya geçişin “iyi gitmesini” istediklerini söylediğini duyarsınız. Bu teknolojinin zarar vermemesi gerektiği yönündeki bir dileği ima eden belirsiz bir ifadedir, ancak bu belirsizlik endişeyi maskelemektedir.
Altman “çılgın bilim kurgu teknolojisinin gerçeğe dönüşmesinden” ve “teknolojinin çocuklara yaptığı etkiler konusunda son derece derin endişelerinden” bahsetmiştir. O “Bundan sonra ne olacağını kimse bilmiyor” diye kabul de ediyor. “Sanki bunu çözeceğiz gibi. Bu tuhaf bir şekilde ortaya çıkan bir şey.”
Komedyen Theo Von ile yaptığı ve pek de komik olmayan röportajda “Açıkçası gerçek riskler var” dedi. “Sanki bundan daha fazlasını söylemek gerekiyormuş gibi geliyor, ama gerçekte şu anda tek bildiğimiz şey, tarihimizin seyrini değiştirecek olağanüstü bir şey keşfettiğimizdir.”
Yine de belirsizliğe rağmen OpenAI, yapay genel zekâya doğru son hamlede giderek, daha güçlü veri merkezlerine baş döndürücü miktarlarda yatırım yapıyor. Teksas, Abilene’de inşaatı devam eden veri merkezi, 500 milyar dolarlık “Stargate” programının amiral gemisi niteliğinde ve o kadar büyük ki, sanki Dünya’nın yüzeyini bir devre kartına dönüştürme girişimi gibi görünüyor.
Araştırmacılar düzenli olarak OpenAI’den ayrılıyor ve görüşlerini dile getiriyorlar. Biyolojik silahlarla ilgili güvenlik değerlendirmelerinde çalışan Steven Adler, Kasım 2024’te ayrıldı ve testlerin kapsamlılığını eleştirdi. Onunla San Francisco’daki evinin yakınında buluştum.
“Sektör genelinde ortak bir standart olması yerine her şirketin kendine özgü güvenlik süreçleri olması ve farklı kişiliklerin bu süreçleri aşmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışması beni çok tedirgin ediyor” dedi. “Öncü yapay zekâ şirketlerinde çalışan ve şirketlerinin dünyanın sonuna ya da belki daha küçük ama yine de korkunç bir felakete katkıda bulunma ihtimali olduğuna içtenlikle inanan insanlar var. Çoğu zaman bu konuda bireysel olarak hiçbir şey yapamayacaklarını hissediyorlar ve bu yüzden durumu biraz daha iyi hale getirmek için en iyi olduğunu düşündükleri şeyi yapıyorlar.”
Yarışanlar için şu ana kadar engeller yok denecek kadar az. Eylül ayında önde gelen yüzlerce isim, 2026 yılı sonuna kadar yapay zekânın “evrensel olarak kabul edilemez risklerini” önlemek için uluslararası düzeyde kabul edilmiş “kırmızı çizgiler” çağrısında bulundu. Uyarıcı sesler arasında “yapay zekânın babaları” olarak bilinen Geoffrey Hinton ve Bengio, Sapiens kitabının çok satan yazarı Yuval Noah Harari, Nobel ödüllü bilim insanları ve geçen yıl OpenAI’den ayrılan ve yapay zekânın birkaç yıl içinde tüm insanları öldürdüğü korkunç bir kıyamet senaryosu hazırlanmasına yardımcı olan Daniel Kokotajlo gibi isimler yer alıyordu.
Ancak Trump, yapay zekâ şirketlerini bürokratik engellerle bağlamaya niyetli görünmüyor ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’a da aynı yolu izlemesi için baskı yapıyor.
Halkın korkuları boşlukta büyüyor. Yağmurlu bir cuma öğleden sonra, yaklaşık 30 kişilik küçük bir grup protestocu, OpenAI ofislerinin önünde toplandı. Öğretmenler, öğrenciler, bilgisayar bilimcileri ve sendika örgütçüleri vardı ve “Stop AI” (yapay zekâyı durdur) pankartlarında Altman bir uzaylı olarak tasvir ediliyordu ve “yapay zekâ işinizi çalmak için çalışmanızı çalıyor” ve “yapay zekâ = iklim çöküşü” uyarıları yer alıyordu. Bir protestocu ev yapımı bir robot kostümü giyip etrafta dolaştı.

Oakland’da öğretmenlik yapan 59 yaşındaki Andy Lipson “Süper zekâ hakkında bir şeyler duydum” dedi. “Bizi öldürme ihtimali %20. Zenginlerin daha da zenginleşmesi ve fakirlerin daha da fakirleşmesi ihtimali %100”.
1978 yılında MIT’de yapay zekâ eğitimi alan 64 yaşındaki bilgisayar programcısı Joseph Shipman şöyle dedi: “Genel zekâ açısından insan üstü bir varlık, tam olarak bizim istediğimiz şeyi istemediği sürece, bizim için büyük bir risk oluşturur”.
“Aceleyle piyasaya girmek için ticari teşvikler ve milyarlarca dolarlık risk olmasaydı, belki 15 yıl içinde kontrol edilebilir ve güvenli olduğuna emin olabileceğimiz bir şey geliştirebilirdik. Ama bunun için çok hızlı ilerliyor.”
Bu makale 1 Aralık 2025 tarihinde değiştirilmiştir. Nvidia’nın değeri, önceki versiyonda belirtilen 3,4 trilyon dolar değil, yaklaşık 4,3 trilyon dolar. 4 Aralık 2025 tarihinde, OpenAI’nin daha karmaşık yapay zekâların oluşturduğu tehlikeye nasıl hazırlandığını anlatan bir yorumun eklenmesi için yeniden değiştirildi.
Kaynak: The Guardian, 10 Aralık 2025





